-
ALİ KILIÇ
Tarih: 11-05-2026 10:21:00
Güncelleme: 11-05-2026 10:21:00
Mutfak masamızdaki elmanın, tabağındaki domatesin serüveni aslında bir ülkenin halk sağlığına verdiği değerin aynasıdır.
Son yıllarda sıkça duyduğumuz, "Avrupa’nın pestisit (zirai ilaç kalıntısı) nedeniyle iade ettiği ürünler ne oluyor?" sorusu, sadece ekonomik bir kayıp meselesi değil, doğrudan bir toplum sağlığı alarmıdır.
Sokaktaki vatandaşın zihnindeki o acı soru işaretini artık görmezden gelemeyiz: Dünyanın kabul etmediğini biz mi yiyoruz?
İki Farklı Standart, Tek Toplum
Türkiye, tarımsal üretim potansiyeliyle dünyanın manavı olabilecek güçte bir ülke.
Ancak burada "çift standart" dediğimiz o görünmez duvar devreye giriyor. İhracata giden ürün, sınır kapısında dünyanın en katı denetimlerinden geçiyor.
Avrupa Birliği’nin RASFF (Gıda ve Yem İçin Hızlı Alarm Sistemi) verilerine bakıldığında, Türkiye’den giden ürünlerin zaman zaman yüksek ilaç kalıntısı nedeniyle kapıdan döndüğü bir gerçek.
Peki, sınır kapısından geçemeyen o tırlar dolusu sebze ve meyve nereye gidiyor?
Teorik olarak imha edilmesi veya sanayide (sirke, konserve vb. işlem görerek) kullanılması gereken bu ürünlerin, denetim zafiyetinden faydalanılarak iç piyasaya, yani pazar tezgahlarımıza sızdığına dair yaygın bir endişe var.
Sahada Denetim Seferberliği Şart
Bu noktada vatandaşın sarsılan güvenini tamir edecek tek mekanizma, teorik genelgeler değil, sahadaki somut adımlardır.
Zabıta ekipleri, Tarım ve Orman Bakanlığı uzmanları ve gıda mühendisleri sadece evrak üzerinde değil, pazarın tam ortasında, market rafının başında kol kola vermelidir.
Sadece şikayet üzerine değil; rutin, yaygın ve anlık baskınlarla her tezgahtan, her reyonun farklı ürününden numuneler alınmalıdır.
Gıda mühendislerinin teknik bilgisi ile zabıtanın saha otoritesi birleştiğinde, "nasıl olsa denetlenmiyorum" rahatlığı yerini profesyonel bir otokontrole bırakacaktır.
Halk, kendi sağlığının devletin uzman personeli tarafından bizzat sahada korunduğunu gördüğünde devlet-vatandaş arasındaki güven köprüsü yeniden inşa edilecektir.
Denetimdeki Kara Delikler
"Birinci sınıf ürün dışarıya, kalanı içeriye" algısı maalesef sadece bir şehir efsanesi değil, piyasa dinamiğinin acı bir sonucudur.
İhracatçı, malının geri dönmemesi için en kaliteli ve en temiz ürünü seçmek zorundadır.
Ancak iç piyasada denetimler, ihracat kapılarındaki "sıfır tolerans" titizliğinde yürümemektedir.
Pestisit Sarmalı: Üreticinin kontrolsüzce kullandığı kimyasallar ve hasat öncesi bekleme sürelerine uyulmaması, kimyasal yükü soframıza taşımaktadır.
Analiz Kapasitesi: Market zincirleri kendi denetimlerini yapsa da, semt pazarlarında satılan ürünlerin ne kadarının laboratuvar yüzü gördüğü büyük bir muammadır.
Sonuç: Sağlıkta İhracat Standardı Şart
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın denetimlerini sıkılaştırması kadar, bu denetimlerin sonuçlarını şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşması da elzemdir.
Tarladan sofraya her ürünün bir "kimlik kartı" olmalı ve tüketici, aldığı ürünün hangi analizlerden geçtiğini görebilmelidir.
Unutulmamalıdır ki; bir ülkenin en büyük sermayesi sağlıklı nesilleridir. İhracat döviz getirir ama halk sağlığı kaybedildiğinde, o dövizlerin hiçbiri kaybedilen sağlığı geri getirmeye yetmez.
En kaliteli ürüne ulaşmak, sadece Avrupalı tüketicinin değil, bu topraklarda yaşayan her bireyin en temel hakkıdır.
- Bilimin Feneri ve Anlamın Karanlığı
- Mühür Sizde, Ya İcraat? "Sözde Hz. Ömer, İcraatta Turist Ömer" Olmasın!
- EĞİTİMDE NİCELİK ZAFERİ, NİTELİK HEZİMETİ: BİR ARPA BOYU YOL ALAMADIK MI?
- Siyasette Sırt Dönmek: Nezaket ve Stratejinin Sınandığı Yer
- Dünya 1871’de Zirveye Çıktı, Trabzon 2026’da Hala 'Dosya' Bekliyor!
- Adaletin kara deliği: Gülistan Doku nerede?
- Günü Kurtarırken Geleceği Yakmak: EYT'nin acımasız matematiği
- BEYAZ ÖNLÜKLÜ KARANLIK: Sağlıkta Cüzdan ile Vicdan Arasındaki Çürüme
- Yeni Bir Devlet Paradigması: Ankara’da Liyakat Üssü ve Siyasi Vesayetten Arındırılmış Planlama
- Ya tam bağımsızlık ye islam birliği. Başka yol yok
- NATO’nun İsrail Kalkanı ve Bölgesel Uyanış: Oyun Bozuluyor!
- Siyasetin Vitrini ve Vicdanın Terazisi: Gazze’den Karabağ’a Bir Muhasebe
