-
ALİ KILIÇ
Tarih: 06-04-2026 09:16:00
Güncelleme: 06-04-2026 09:16:00
Son günlerde küresel siyaset sahnesinde "bayram değil seyran değil" dedirten cinsten hareketlilikler yaşanıyor.
Bir yanda Trump yönetiminin NATO’yu "kağıttan kaplan" ilan ederek Avrupa’yı kendi kaderine terk etme tehditleri, diğer yanda bu panikle Türkiye’ye "acil üyelik" havuçları uzatan bir Avrupa Birliği...
Ancak bu diplomatik trafiğin perde arkasında, İslam coğrafyasını ateşe atmak isteyen çok daha tehlikeli bir üst akıl devrede: Siyonizm ve Amerikan postallığı.
Amerika, Türk askerini İran bataklığına çekmek, bizi komşumuzla, dindaşımızla ve en önemlisi de nüfusunun %60’ı öz be öz Türk olan kardeşlerimizle karşı karşıya getirmek için her türlü kirli kartı masaya sürüyor. Hedef belli; İsrail’in güvenliğini sağlamak için bölgenin iki güçlü kalesini, Türkiye ve İran’ı birbirine kırdırmak.
Halkın %90’ı "İran" Diyor!
Bugün Ankara’nın koridorlarında her ne kadar Washington ile "sarsılmaz gönül bağları" kurmaya çalışanlar, Siyonizmin kıskacında eli kolu bağlananlar olsa da; sokağın sesi, Anadolu’nun feraseti bambaşka bir hakikati haykırıyor. Yapılan tüm algı operasyonlarına, medya üzerinden yürütülen "güvenlik" makyajlı yalanlara rağmen, milletimizin %90’ı İran’ın yanında saf tutuyor.
Neden mi?
Çünkü bu necip millet biliyor ki:
İran sadece bir komşu değildir; bin yıllık hukukumuzun olduğu, dindaşımız ve soydaşımızın yurdudur.
NATO bir savunma örgütü değil; bugün gelinen noktada İsrail’i koruma lejyonerliğine soyunmuş bir yapıdır.
İran düşerse, sıra Türkiye’ye gelir. Emperyalizmin haritasında hiçbir Müslüman ülkeye huzur yoktur.
Radikal Karar Vakti: Ankara Merkezli Eksen
Artık "stratejik sessizlik" veya "denge politikası" adı altında vakit kaybetme lüksümüz kalmamıştır. Türkiye, Batı’nın çizdiği eksenlerde figüran olmayı elinin tersiyle itmeli ve kendi Ankara merkezli eksenini ilan etmelidir. Bu ilan, sadece askeri bir duruş değil; aynı zamanda ekonomik ve zihni bir devrimin de başlangıcı olmalıdır.
Radikal kararlar alınmalı ve Türkiye, tüm dünyaya İran’ın, mazlumun ve bölge barışının yanında olduğunu yüksek sesle deklare etmelidir. Siyonizmin bölgedeki ileri karakolu olan projelere set çekmek, bu toprakların genetiğindeki "tam bağımsızlık" ruhunun bir gereğidir.
Çıkış Yolu: Ahlak, Maneviyat ve Üretim
Bizim kurtuluşumuz Batı’nın finansal prangalarında veya NATO’nun icazetinde değildir. Kurtuluş; eğitimde Enderun ruhunu yeniden canlandırmakta, ekonomide faizsiz ve üretime dayalı milli bir modelde, siyasette ise sadece halkın ve Hakk’ın rızasını gözetmektedir.
Halkın bu muazzam uyanışı ve komşusuna sahip çıkan vakur duruşu, iktidarı da bu yol ayrımında doğru tercihe zorlayacaktır. Gün; emperyalizmin postallarına yol açma günü değil, kardeşlik köprülerini tahkim etme günüdür.
Unutulmasın ki; hesap yapanların üstünde bir hesap vardır ve o hesap, milletin sinesinde çoktan verilmiştir: Oyun bozulacak, bölge uyanacak, Türkiye kendi ekseninde yükselecektir!
- Dünya 1871’de Zirveye Çıktı, Trabzon 2026’da Hala 'Dosya' Bekliyor!
- Adaletin kara deliği: Gülistan Doku nerede?
- Günü Kurtarırken Geleceği Yakmak: EYT'nin acımasız matematiği
- BEYAZ ÖNLÜKLÜ KARANLIK: Sağlıkta Cüzdan ile Vicdan Arasındaki Çürüme
- Yeni Bir Devlet Paradigması: Ankara’da Liyakat Üssü ve Siyasi Vesayetten Arındırılmış Planlama
- Ya tam bağımsızlık ye islam birliği. Başka yol yok
- Siyasetin Vitrini ve Vicdanın Terazisi: Gazze’den Karabağ’a Bir Muhasebe
- KENDİ ÇIKRIĞIMIZA DÖNMEK: BOYKOTUN BEREKETİ
- Belediye Şirket İşçisi: "Modern Taşeron"un Yeni Adı mı?
- Siyaset Değil, Liyakat: Şehirleri "Enderun" Ruhuyla Yönetme Vakti!
- Haçlı Projesine Karşı Ehli Kıble'nin Onuru: Safımız Mazlumun Yanı!
- Sessizliğin Utancı: Harem Ağaları Diplomasisi
